Kentsel ve Çevresel Konulara Katılımda Stratejik Davalama

Ekolojik krizin yarattığı mağdurlar kümesi büyürken, krizin muhataplarının hayatı yapabilir kılma potansiyelleri ise aynı hızla artmıyor.  Kentler büyüyor, kentsel dönüşüm uygulamaları yaygınlaşıyor, çalışma alanları ile yaşama alanları arasındaki mesafeler açılıyor, kırsal yaşam alanları da şehir yaşamının parçası haline geliyor. Kentsel yaşamın çöküntüleşmesi nedeniyle, getirilen öneri ise site yaşamı, güvenlikli konutlar, yıllarca ödenemeyecek kredi ödemeli ev satın almak. Kendi evinin, mahallenin nasıl yapılacağı ufuk çizgimizin ötesinde tutuluyor.

Yoğunlaşan, yaygınlaşan ve giderek büyüyen kent yaşamında yurttaşlık neredeyse mal ve hizmet alıp satma ilişkisine dönüşmüş durumda. Ekolojik krize neden olan, gıda üzerinde tekelleşme insanların sağlığını bozarken gıda yoksunluğuna maruz kalan öncelikle çocuk ve kadınlara önerilen en iyi şey ise sağlıklı gıda tüketmeleri. Ama bu gıdaya nasıl ulaşılacağı, nasıl üretileceği, bu gıdaya erişilebilirliğinin nasıl mümkün olacağı üzerinde pek az duruluyor. Genel olarak getirilen öneri: satın almak.  Marka değerine kavuşmuş bu gıdaya ise çok sınırlı bir kesim ulaşabiliyor.

Evlerimiz kendi kendine yeterli hale gelebilir. Mahalle,  gelenekseli geleceği bağlayan makul bir yaşam ölçeği olabilir. Üretimi yönetebilen bir kent yaşamında AVM’leşmiş bir yaşamın dışına çıkabiliriz. Beslenme alışkanlıklarımızı mekan, beden ölçeğinde dönüştürdükçe, iklimi de koruyacak bir politika ve yaşam örgütlenmesi kurabiliriz.

Peki Ama Nasıl?

Stratejik davalama, zayıf toplum kesimlerinin ve özellikle kadınların, engellilerin, çocukların, LGBTİ’lerin, mültecilerin ezcümle tüm emeğiyle geçinemeyenlerin hukuk aracılığıyla kendi kendilerini yeniden üretmelerini, hayatlarını inşa etmelerinin önemini düşünmeye teşvik eden bir hukuk zemini olarak tanımlanabilir.

Mevcut hukuk sistemi içinde dava açma, sistemin karar alma ve yönetme sürecinde yer alma niyeti ve amacı taşırken, stratejik davalama ise bu ezilen toplum kesimlerinin kendilerini nasıl yönetebileceklerini ve bunu nasıl kurallar bütünü haline getirebilecekleri üzerine düşünme pratikleri olarak görülebilir.

Bugün dünyamızın en çok ihtiyaç duyduğu şey, yeni deneyimler için bir arada durabilecek kurallar bütünü ve buna yönelik bir hukuki düzen. Tüm dünya üzerinde bir istisna hali olarak işleyen ve toplumsal yaşamdan kovulan şey ise hukukun kurucu ögesi arasında yer alması gerek bu öznelerin yaşam arzusudur.

Tam da bu nedenle  bir stratejik davalama atölyesini hukukçular ve hukuk üzerine düşünmek isteyenlerle gerçekleştirmek istiyoruz.  Hukukun, davaya eşitlenemeyeceği iddiası ve tezi üzerinden, üretim ve yönetim arasında bağı kuran kurallar bütünü ve buna yönelik toplumsal bir dava kurgulamaya yönelik pratikler geliştirmek, dünya deneyimlerini Türkiye örnekleriyle harmanlayacağımız etkinliğe katılım  25 kişiyle sınırlıdır. Etkinliğe katılabilmek için aşağıda yer alan katılım formunu en geç 25 Mart 2018 tarihine kadar doldurmanız gerekmektedir. Etkinliğe katılacak kişilerle ayrıca iletişime geçilecektir.

PROGRAM İÇERİĞİ

Kolaylaştırıcı: D. Çiğdem Sever

10:00 – 12:00 –  Stratejik davalama nedir? Kent ve çevre davaları özelinde ne gibi stratejik davalar gündeme gelebilir?
12:00 -13:00 – Öğlen yemeği
13:00 – 16:00 Grup çalışması yoluyla stratejik dava kurgulama veya deneyimler üzerinden dava/olayların tartışılması

Kayıt formu: https://goo.gl/forms/FWxE0oedeSuTUygv2

Tarih : 31 Mart 2018
Yer : Niza Park Otel – Farabi Sk. No: 36 Çankaya/Ankara

 

Bu yayını paylaş